Sensiz gecen gunler rahiyasiz gul gibi
Kokuna hasret bulbuller otmuyorlar
hepsi kızgin bana sana kavusamadiklarindan
Ve tutmuyor cocuklar ellerimi
Aşk Şiiri 2013
Aşık-ı Sadık Şiiri
Oyle bir dalarim ki gozlerine
Hulyalardan deryalara akar gonlum
Ve oyle bir bakarim ki gulusune
Bu nasil masumiyet bu nasil huzur diye
Ben en cok sen agladiginda kendimi caresiz hissederim
Hani bana sarilip aglarsinda icli icli
İste o zamanlar ben gucsuzum kendimden gecerim
Ve sana sarilinca kapanir tum yaralar
Sen varsan huzur var mutluluk var
Sen benim gozumdeki pariltim kalemindeki ilhamim
Ask-i sadik beni perisan eyledi
Ne boyle dildar gordum be boyle masuk
Olcusuz ve kafiyesiz siirlerimin ahengi sensin ey sevgili
Seni sevmek bir buluta uflemek gibi
Ve seni sevmek huzuru yudumlamak gibi
Sen varsan huzur var mutluluk var ey sevgilim
ADIMLA NASIL BERABERSEM
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman
adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
Yeniden Doğuyorum
Üzün,parça parça alın ömrümden
Aldığınız her parça,aslında yeniden
Doğuruyor beni hayat’a
Hırsla sarılıyorum yeni bir güne
Küllerinden doğan Anka kuşu misali….
Nilüfer Gümüş
Yaşlı ADAM…
hüzün,
hazana karışmış..
yaşlı adam,
seksenini aşmıştı…
hüzün,
yağmura karışmış..
yaşlı adam,
perdesini açmış
camına yapışmıştı…
hüzün,
yalnızlığa karışmış..
yaşlı adam,
yılların ve yalnızlığının
arkasına saklanmıştı…
Fikret Turhan-Yalova..
02.10.2013
Şiir Aşk ve Yurtsuzluk
Usul usul azalıyordu sevgisi,kalbi
soğuyordu…
Aynı masada,yanyana oturuyorduk,ellerinden tutuyordum…Akıntıya kapılmış bir çiçek gibi bilmediğim,bilmediği uzaklıklara doğru gidiyordu…Öyle acı çekiyordu ki sevgisinin azalmasından…Seni artık özlemiyorum,eskisi gibi içimi acıtmıyorsun,bu benim için ne büyük acı biliyormusun,derken sesi titriyordu.
Dalından kopmuş bir çiçek gibi unutuluş denizinde usul usul sürükleniyordu…Sevgimiz yurtsuz kalmıştı şimdi…
Can çekişen bir hastayı ölümüne hazırlar gibi,
nefesimi tutmuş saçını okşuyordum durmadan…
Sevgisi,yaralanmış çocukluğumuzu ve dünyayı
değiştirmeye yetmemişti.
Hayal kanatları yanmış sevgisini öksüz kalan sevgime kattım.Sevgisi biterken gözlerime son bir
kere baktı.İnanmıştı çektiğim ıstıraba…
Son anda sarıldı bana:
Hadi,sen de benimle gel,birlikte karışalım
kayboluşa,dedi.
Yapamam,dedim,istesem de yapamam.Bu
sevginin ömrünü beklemeliyim…
Bu sevginin beni götürdüğü yere kadar
gitmeliyim…
İçimde sırrın,kimseye benzemezliğin
sızısı,yarım kalan yolculuğun aşk yüzlü
çocuğu var…
Sevgisi soğurken son tesellisi,son kıskançlığı,son
umudu bu olmuştu…
Cezmi Ersöz
Şiir Ben Ölürsem Akşamüstü Ölürüm
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Şehre simsiyah bir kar yağar
Yollar kalbimle örtülür
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Çocuklar sinemaya gider
Yüzümü bir çiçeğe gömüp
Ağlamak gibi isterim
Derinden bir tren geçer
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Alıp başımı gitmek isterim
Bir aksam bir kente girerim
Kayısı ağaçları arasından
Gidip denize bakarım
Bir tiyatro seyrederim
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Uzaktan bir bulut geçer
Karanlık bir çocukluk bulutu
Gerçeküstücü bir ressam
Dünyayı değiştirmeye baslar
Kus sesleri, haykırışlar
Denizin ve kırların
Rengi birbirine karışır
Sana bir şiir getiririm
Sözler rüyamdan fışkırır
Dünya bölümlere ayrılır
Birinde bir pazar sabahı
Birinde bir gökyüzü
Birinde sararmış yapraklar
Birinde bir adam
Her şeye yeniden baslar.
Ataol Behramoğlu
Facebook
Twitter
RSS
