Aşk Şiirleri

Aşk Sözleri

Güzel Sözler

Seni Seviyorum

Şiir Dinle

Resimli Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Resimli Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yeni Şiir Başkalaşan Aşk 2014

Adını anmak güzeldi,
dost ağızlarda sana dair cümlelerin
ıslatılması…
Adını anmak…
Yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel
avuntularına sırt çevirip senden söz açmak…
Biraz gülünç, biraz sitemkar…
güzeldi…
Adının Türkçedeki yankısı özeldi…

Seninle yoğurt yemek, kendi Kanlıcanlı,
Sülalesi Kandilli yoğurtçunun mekanında…
Denize amors durup, yüzüne
cepheden bakmak güneşli bir mavilikte….
güzeldi..


İpe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini tutmak,
yüzünde
Yüzyıllık bir hasreti gidermek güzeldi…


Güzeldi’li geçmiş zamanları düşünüyorum
şimdi…
Cümlelerimiz öznesiz…Umursayan yok,
Kanlıca’daki yoğurdu…


ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir
aşkın mührüdür artık…

İncele !

Sevdiğim Ama Böylesi Değildi Şiiri

Gönül gözün görmezse tam önünde duranı
Mevlam boşa vermedi ziyadeyle her anı
Ahir zaman geçermiş yok artık bir ziyanı
Senin için yananı görseydin ya sevdiğim


Yüce rabbim affetmez boşa gönül çalanı
Üzülmekle değişmez ziyan etme zamanı
Kıskanmak da olmaz ki benim gibi bakanı
Senin için yananı sevseydin ya sevdiğim

İncele !

Aşk Fakli Ölümcül Bir Hülya Mıdır

Hülya tatlı bir andır
Süzülür dibine selvi ağaçlarının
Zambakların, sevda çimenlerinin.
Dağlarda duman duman tütüyor sıla
Sıla da garibin omuzlarına
Güvercin gibi konan
Sadağında mumçiçeği serzeniş
Mızrakları cazibesiyle kıran
Saçları darmadağın
Bitişik bir hicrandır.
Ne fettan sarayların
Bitişik cilvekar yalnızlığı
Ne de bezirganları küçümseyen sultandır.
Gezinir içimizde hülya tatlı bir andır.
Ne gün başımı alıp gitsen karanlıklara
Çıkıyor bir köşeden karşıma kelebekler
Onlar da bir derbeder gibi mahrum öteden
Onlar da tanyerine bakıp hülyayı bekler.
Beyhude hekimlerin ülkesinde bir şehir
Çıkmaz sokaklarını düşlerimize açan
Bir sahura yıldızı gibi göklerde uçan
Köpüksüz anıların sihriyle akan nehir
Varlığı bestenigar, yokluğun deniz gibi
Gönül,safkan bir vefa atlasında şahlanır.
Asil fırtınalarda kaybolan bir iz gibi
Çölde aşk suretinde bir ahu peydahlanır.
Kum,yaldızlı giysiler içinde meşhur güzel
Ay öper eğilerek çölün yanaklarını
Ufukların delisi, soluk bir deniz gibi
Bir sayeban altında yürür hazinesine
Kah takılır uzaktan bir belanın sesine
Kah yüzü yıldızlara benzeyen bir rüyadır.
Bin tepede bayrağı dalgalanır Leyla’nın
Oysa aşk,karanlıkta ölümcül bir hülyadır.

İncele !

En Güzel 2014 Aşk Şiirleri Facebook

Aşk denince ilk akla gelen Aşk ile ilgili yazılan Aşkı en iyi şekilde anlatmanın yolu olan Aşk şiirleri geliyyor olsa gerek.Sizler sayfamızda birbirindden değerli şaiirlerin yazmış oldukları en güzel Aşk şiirlerini paylaşacağız.Beğeneceğinizi umduğumuz sevginiiz ifrade edebilmeniz için aşkını en iyi şekilde anlatabileceğiniz bu güzel Aşk şiirlerini sizlerle paylaşıyoruz.
Aşk(a) Dair

İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.
Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde kazanması zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

Kuşlar toplanmış göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya

Meçhul Yıldız

Başının üstü kiralık gökyüzü
Gözlerinde gezinen yıldız
Düşürür ışığını yüreğime
Güz rengi yapraklar gibi
Titrer ışığında gözbebeklerim

Bura yorgun gökler durağı
Akşam alacası konmuş kadehlere
Kadehler içinde gezinen yıldız
Bir ışık verebildin mi gözlerime

Başladım mutlu bir güne
Gönlümde ki yıldızla
Sevgilinin gözleri adaklar tapınağı
Ben adaklar tapınağı önünde
Düşer mi gecenin buharında
Bir sevda damlası gönlüme

Şah İsmail Ateş

Gizli Yakınlık

Gözlerindeki gizli tebessüm yüreğimi ateşliyor
Sokak başında doğuşun içime neşe veriyor.
Güneşlerde geçmiş kirpiklerin hayalimi tarıyor
Her günüm böyle başlıyor
Beş bin yedi yüz altmış beş sokağında

Gizli bir yakınlık var sokağa düşen gölgende
Mahcup nilüferler gibi düşersin
Beş bin yedi yüz altmış beş sokağına
Ayların haftaların günlerin aydınlığı yüzünde
Özlemin genişletir gönlümü büyütür hayallerimi

Her biri bir rüzgara örgülenmiş sesin
Hoş bir seda olur doldurur sokağı
Rüzgara değmiş gül yaprağı gibi
Her gün titrer yüreğim
Beş bin yedi yüz altmış beş sokağında

Şah İsmail Ateş

GİDERİM

Yine sabah oldu güzelim
Sensiz bir gün daha bitirdim
Seni gönülden sewdim
Yine yaktım bir sigara
İçiyorum yokluguna
Şimdi ne yapıyorsun
Başkasınlamı geziyorsun
Yada hala beni mi sewiyorsun
Üzülme güzelim biliyorsun...
Şimdi beni özlüyormusun
Boş ver beni güzelim
Sensiz bu şehirde derbeder gezerim
Dönüşlerini özler
Gidişlerine güler geçerim
Bilmessin benim halimi
Görmessin seni nasıl sewdigimi
Giderim sonsuza çeker giderim
Haberin olsun güzelim
Kafama sıkarda giderim.

Seviyorum

Hani bir umut kadar yakin bir ask kadar aci olur yasadiklarin ..
Ne dugumler cozdum ne asklar gordum ..
Sevenler vardi hepsi arkasini dondu gitti bana sadece izlemek kaldi ...
Asklar vardi sonsuz zannederken biten
Insanlar gordum iyi kalpliyken kati olan ...
Herseye cozum askin olsa dusunmeden gelirdim kollarina
Sevgin sonsuz olsa birakmaz simsiki sarilirdim seninle hayata ...
Ama birgun sende yalan olur birakirsin beni

Hiç Sıkılmam Ki Ölmekten

Kapımda ayak sesleri
Hiç bitmeyen bir sevdaya nöbet tutuyor
Fakat bilmezler ki bu adam
Sebepsiz dışarı çıkmıyor.
Öyle ya
Ya siz sıkılacaksınız beklemekten
Ya da ben sıkılacağım sıkılmaktan
Fakat yine de bahsetmeyeceğim
Dışarıya çıkmaktan
Ama olsun, çekilirim bir kenara öylece
Bir sevda masalı daha yazarım kendimden
Kendime aşık olur ve kendimi öldürürüm
Tekrar diriltip tekrar aşık olurum
Hiç sıkılmam ki ölmekten.
O da olmadı
Bir avuç kalp sunarım size, çirkinlikten yoksun
Ya kanıp gidersiniz sevinçten
Ya da bir şair oluverirsiniz aniden
Bir yanıma kan tükürürüm o zaman
Bir yanıma gözyaşı
Ama yine de sebepsiz çıkmam dışarı.

Sevgiliye

O kadar yakınsın ki bana,
Bir o kadar da uzak,
Sanki ilk defa aşık olmuş gibiyim,
Uzana bilsem bir adım kadar yakın,
Ama sanki ayaklarıma prangalar vurulmuş,O bir adımı atamıyorum,
Sadece seyrediyorum seni,
Dizlerine yatıp, elini sımsıkı tutmak istiyorum,
Gökyüzüne bakar gibi,
Gözlerine dalmak istiyorum,
Sana bakarken prangaların ayağıma değil,
Yüreğime vurulduğunu hissediyorum,
İçin için yanan yüreğime,
Seni sevenin ben değil,
Yüreğimin olduğunu anlıyorum,
Yüreğim senin dostluğunu istiyor,
Yüreğim senin sıcaklığını istiyor,
Kırmamı söylüyor zincirleri,
Ve ilk defa kırmaya çalışıyorum,
Doğru bildiğim şeyleri atıveriyorum bir tarafa,
Sırf sana daha yakın olabilmek için,
Zincirlerle bağlı yüreğimi bırakıveriyorum,
Bir kuş gibi ormana,
Yüreğim bir kuş oluyor senin yanında,
Ürkek bir kuş,
Soğuk bir havada titreyen üşümüş bir kuş,
Çok şey değil istediği yüreğimin,
Sadece dostluğunu ve sıcaklığını istiyor,
Senin sıcaklığını,
Sonra kanat çırpıp uçmak istiyor seninle,
O güzellikleri seninle paylaşmak istiyor gökyüzünde,
Dünyadan uzak yüreğim seninle

HAKKIMI HELAL ETMİŞİM

Sen bendin ve...
Ben seni bulmuştu...
Nasıl olmuştu ? Bilmem...
O gün...içime doğmuştu.

Bildiğim herşeyi unutacaktım,
Hoyrat rüzgarlar alıp götürecekti beni,
Sırların en büyüğü olacaktın
Dayanılmaz özlemler içimi eritecekti.

En derin köşesinde ruhumun,
Sarılmaz kanayan yaralar deşilecekti.
Ve ömür boyu bitmeyen bir AH 'ın
İlk tohumları çaresizce yeşerecekti.

Ben...ben ki acizlik yok sözlüğümde,
Şimdi ise ilk sırada , gözümün içinde!
Sen...tuttun yamacımdan,ne istedin de
Yaklaşma bana,yaralıyım,hırpalama diyemedim de...

Ah ediyorum sanma sevdiğim,sensiz hiçmişim,
Hayat değirmeninde eriyip gitmişim,
Kırıntılarımdan yeniden doğdum seninle,
Sonsuza kadar
HAKKIMI HELAL ETMİŞİM...

İncele !

Aşkı Şiirlerle Anlatan EN Güzel Sözler 2014

Aşkı anlatan en güzel şiirler sizlerle.Aşkı anlatan kısa şiirler arıyorsanız aşağıdaki şiirleri mutlaka okumalısınız.Aşkınızı en güzel en iyi anlatmanın yolu bu güzel şiirler olsa gerek.Sizde aşkınızı sayfamızdaki şiirler ile anlatmaya ne dersiniz.

İşte en güzel aşk ve aşkı anlatan şiirler..

BU AŞK BURADA BİTER

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
Solarken albümlerde çocuklar ve askerler
Yüzün bir kır çeçeği gibi usulca söner
Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Aşkım

Seni seviyorum aşkım
Her ne kadar sana anlatamasamda
Seni seviyorum

Sen de beni sevdiğini söylüyorsun
Korkuyorum aşkım
Sana inanmaktan korkuyorum

Sonu nasıl olacak sanıyorsun ki
HHer ne kadar sevdiğimizi söylesekte
Engeller var aşkım

Bitecek aşkım
Buda bitecek
Ne sanıyordun ki "ölümsüz aşk"mı

Ölümsüz aşk bizimki olamaz aşkım
Biz bir araya gelemeyiz aşkım
Çünkü aşkım
İçimizde engeller var
Kıpraşan ve bizi ayıran

Gözlerin

Yağmurlar öperdi yanaklarımdan
Sen yoksun diye
Kimler bırakıp gitti
Martılar bile ağladı arkandan
Seneler okşadı saçlarımdan
Kıskanırdın sigaramı
Hiç düşmezdi diye dudaklarımdan
Saklardın her seferinde
O iki kelimeyi
Belki şımarırım diye ,kulaklarımdan
Sana koşmak istedim
Prangalar tuttu ayaklarımdan
Sen yoksun yine
Elimde bir kadeh şarap
Aklımda son sözlerin
Kadehler değil beni sarhoş eden
Beni sarhoş eden gözlerin...

MUTLU AŞK YOKTUR

İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur

Hayatı Bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan

İncele !

Dün Gece Çok Ağladım Rabbim Resimli Din Şiiri


Dün gece çok ağladım Rabbim,
hesaplar bitirmedi gözyaşlarımı,
silip götürmedi günahlarımı,
hıçkırıklar düğümlendi boğazıma,
affet diyemedim affet ya Rabbim


Kalender sanırdım oysa kendimi,
soğuk gölgesi vurdu tenime ölümün,
çift başlı hatıralar sokarken beni,
sarılırken yumuşacık kaldırımlara,
affet di...yemedim affet ya Rabbim


Çatal dillileri dost edindim hep,
unuttum sevdanın pembe yüzünü,
sen acıyıp yol göstermişken bana,
hiçlik sürdüm gökkuşağı yarınlarıma,
affet diyemedim affet ya Rabbim


Sahte dünyamın demir parmaklıkları,
sırdaşım yaptı her dem karanlıkları,
hal-i Züleyha ile çıktı karşıma,
kandım, attım Yusuf'u zindanlarıma,
affet diyemedim affet ya Rabbim


Zifiri dünyamda büyük bir zelzele,
Yıldızlar artık göz kırpmaz oldu,
adını günahkar koydum hayatın,
titreyerek kapında herşeye rağmen,
affet diyemedim affet ya Rabbim



İlyas Uçar

İncele !

En Yeni 2014 Üflediler söndüm Resimli Şiir



Üflediler söndüm
Karanlikta gönlüm
Hic bilmezdim ama
Derindeymiş pek derdim

Bak içime gör beni
Tut elimden yak beni
İstemezsen bu aşkı
Otur baştan yaz beni

Aklım nasıl şaşkın
Sevdam deli taşkın
Sen görmezsin amma
Narındayim ben askin




NEŞE ŞEN

İncele !

Hatem-i Veli İslami Resimli Şiir Paylaşımları

Üstünde yemin var,Allah ayeti
Habibi övmüştür,Sultanım seni
Erenler bildirdi,bilelim şimdi
Marifet çeşmesi,sensin efendim

Hakim-i Tirmizi ifşa eyledi
Allahın hücceti,ferd-i kamili
Sultanlar seyyidi,Hatem-ül veli
Kudsi ruh sahibi,sensin Efendim
Hilkatin evveli,sensin Efendim

Muhyiddin Arabi ifşa eyledi
Cebrail aldığı yerdendir ilmi
Adem toprak iken ol veli idi
Şefaat sahibi sensin efendim
Ali,yüce,ümmi sensin Efendim

Muhyiddin"Oğlundur!"şöyle seyretti
Nebiler elpençe ,ulu meşhedi
Sağında Sıddıki,solda Ömeri
Muhammed dizinde sensin efendim
Nurunun elçisi sensin efendim

Abdulkadiri de şöyle buyurur
Tevhid kılıcının hududu yoktur
Halkın tepesine bir tokmak olur
Hakk-batıl berzahı sensin efendim
Sonsuz mülk sahibi sensin efendim

İmamı Rabbani ifşa eyledi
Cezbe ile çekti,gördü Cemali
Nurun ondan alır olsa da Nebi
Velayet kandili sensin efendim
Asrın halifesi sensin efendim

Hazreti Mevlana ifşa eyledi
Abdal dahi bilmez,gizli cevheri
Cümle iman edin"O"yine geldi
Mustafa dediği sensin efendim

Hakkı Erzurumi ifşa eyledi
Nazik,tatlı dilli,zayıftır teni
Kızarken razıdır,Hakktan nefesi
Mevlanın mahremi sensin efendim

İsmail Bursevi ifşa eyledi
Felekler fevkinde,sırlı türbesi
İlahi incidir,pekçok eseri
Arifler katibi,sensin efendim
Alemler ümidi,sensin efendim

Daha niceleri haber vermiştir
Onun iradesi elde değildir
Veliler katına yüzüstü gelir
Peygamber gölgesi, sensin efendim
İman kurtarıcı sensin efendim

HAYRİ ÇELİK

İncele !

Muhteşm Bir Şiir Secdeden Gayrı

İlim kapısında verdim yılları,
Dinledim, ‘’Hâkk’’ diyen âlim kulları,
Sordum, Dost’a giden bütün yolları;
Yakın yok dediler.. Secdeden gayrı...

Ne bağış yaptığın, vakıf listesi,
Ne de alkışların esrarlı sesi.
Günde seksen kere, berât müjdesi;
Veren yok dediler.. Secdeden gayrı...

Huşû tüllerinden, kanat açmaya,
Bir lâhzada, yedi semâ geçmeye,
Kevser şerbetini, elden içmeye,
Ruhsat yok dediler.. Secdeden gayrı...

Dedim: yıllar yılı gönlüm harapta,
Devâ aramadım, sazda şarapta,
Bir yudum su verin, kaldım serapta;
Pınar yok dediler.. Secdeden gayrı...

Gördüm ki, insanın iki düşmanı,
Biri kendi nefsi, biri şeytanı,
Dedim: kuşansam mı kılıç kalkanı?
Silah yok dediler.. Secdeden gayrı...

Yaklaştım.. Süslü bir, mermer kabire,
Belli ki zenginmiş.. Dönmüş fakire.
Fidye var mı? dedim Münker Nekir’e;
Meded yok dediler.. Secdeden gayrı....

Baktım.. Ay yıldızlar kalmaz zikirden,
Var mı dedim sizde, şirk denen kirden?
Dile geldi bütün, Kâinat birden;
Bizde yok dediler.. Secdeden gayrı...

Rahmet çöllerinde, rahlemi kurdum,
Gözlerimde seller, vakfeye durdum,
Safâ’ya, Merve’ye, Kâbe’ye sordum;
Mîrâc yok dediler.. Secdeden gayrı...



Cengiz Numanoğlu

İncele !

ULUSAL MAÇ


, ULUSAL MAÇ
Kara tarafında ağa takımı
Köylü takımını elediler
Deniz tarafında bey takımı
Hukuku delip geldiler

Orta yerde çapulcu takımı
Daha baştan pes ettiler
Ayak takımı ara yerde
Ayak bile diremediler

Aydın takımı kapı önünde
Kırmızı kart yediler
Koltuk takımı kürsüde
Şampiyonuz dediler

Uyanık takımı çalım peşinde
Pas bile vermediler
Aptal takımı kendi düşünde
Ne attılar ne yediler

İşçi takımı kara sevdalı
Bütün golleri yediler
Memur takımı cezalı ...

İncele !

Zamanı Mazi Devri Zaman Firavun


mısır kralı firavunu
toplasanda sihirbaz büyücünü
asayı musa yutar yılanını
serer yere tacın tahtın gücünü

yarar böler deryayı denizi
olmasada vapur gemisi
erer selamete inananın hepisi
gark olur gazabına firavunun sürüsü

son mucizeyi kitabında bile bahsin eyledi
canda isyan dolu ceset secde eyledi
öyle murad etti öyle taktir eyledi
ibreti alem için öyle eyledi

kıölecioğlu diyor firavunlar veremez ferman
yola devam eder gönül yürek ruhda taktiri kervan
ey yağmursuz çöllere dö...

İncele !

İÇİMDEKİ "SEN"


Bir "sen" var bende
Ve sadece senden ötürü
Aslında bir çok aşk yaşadım ben
Ama senin aşkın, aşklarımın en büyüğü
Bir "sen" var içimde
Beni benden çalan
Bir "ben" var senin içinde
Seni senden alan ve bana katan.
Fakat ne yazık ki;
Hep yokluğunla varsın bende
Varlığınla hiç olmadın
Yani dokunamadım sana
Saçlarını okşayamadım
Yine başaramadım işte
Seni düşünürken çaresizce ağladım.
Benim seninle beraber geçen hiçbir günüm olmadı
Fakat tüm yokluğuna rağmen
İçimde sen...

İncele !

Ezan Sesi


Ne güzel şu ezan sesi
Varlığının en gür sesi
Keser atar isi pası
Ne güzel şu ezan sesi

Büyüklüğünü vurgular
Paramparça olur putlar
Kutlu daveti soluklar
Ne güzel şu ezan sesi

Senden öte yok dedirtir
Başları öne eğdirtir
Kalbim aşkından tir tir
Ne güzel şu ezan sesi

Son nebiyi söyletir
Kurban olam o öyledir
Fakir kapında köledir
Ne güzel şu ezan sesi

Namaza davet edilir
En şerefli yol seçilir
Birliğin tasdik edilir
Ne güzel şu ezan sesi

Şehirler, kentler ve köyler
U...

İncele !

Kabe Yollarında


İlk tebessüm gibi, ilk adım gibi…
Hikmetini Allah bilir, dünya bu…
Ellerin sanki su, tövbe sahibi…
Yaşamak Cennet’te biten bir uyku…

Bir elbise diksen hayâdan, ardan…
Düşlerde dirilsek dünyana ersek…
Davetine koşsak yağmurdan, kardan…
Dal, çiçek, gül, yaprak ne varsa versek…
Sen; kutsal bir kumaş gibisin yardan…

Etmezdin şikâyet dünya halinden…
İnsan; pek nankördür, çeker dilinden,
Abı hayat sunsan içmez elinden…

Bir parça buluttan gök dolu yağmur…
Umut gemisinin çift çift...

İncele !

O kadar karmaşıktı ki duyguları


O kadar karmaşıktı ki duyguları. Öyle bir uçurumun dibine gelmişti ki... Düşmek ve kurtulmak an meselesiydi. Neden bu kadar acımasız hayat diye yine sordu kendine. Sonra ev sahibinin kendisine nefretle bakan gözleri geldi aklına. Kendi sorusunun cevabı yine kendi verdi. 'Acımasız olan hayat değil, insan aslında.'

İncele !

Sınırlarımız


Aslında hiç birşey bilmiyorsun!
Tek bildiğin,
Seni seviyor olmam.
Onun da ne kadar ve ne derin olduğundan bihabersin,
Aslında ben de bilmiyorum,
Nelere karşı sevdiğimden,
Mutluluk mu hüzün mü verdiğinden,
Ama sen, tamamen uzaksın...
Daha yaklaşamadan, anlaşamadan ıraksın bunlara,
Zaten anlatsam da, anlayamassın,
Daha doğrusu hissedemessin benim gibi,
Kaldıramazsın bu ağır yükü,
Derinliğinde kaybolur gidersin.
Ben de o yüzden anlatamıyorum ya işte,
H...

İncele !

DELİ KIZ


Eyy sırma saçlı deli kız
Bırakta seni doyası seveyim
Bir el et bana bir çağır hele
Gel de sana koşarak geleyim

Eyy masum bakışlı deli kız
Sen iste ben, benden geçeyim
Bir bak bana, bir gül hele
İste yoluna canımı vereyim

Eyy benim sevdam deli kız
Seninle dolup taşayım
Seni seviyorum de hele bana
Ben sana kurban olayım

İncele !

Bir gülceğiz istedimde vermedi




BİR GÜLCEĞİZ İSTEDİM DE VERMEDİ


Bir gülceğiz istedim de vermedi,

Çocuk kadar hatırımı görmedi.

Bilmem garip sandı, yoksa bilmedi,

Varıp nedenini dosta sormalı.



Evinizin önü çevre ağıl mı?

Bu bahalık güzellikten değil mi?

Gülün kökü bahçenizde değil mi?

Kalsın sana top zülüfü burmalı.



Evinizin önü çevre kuyu mu?

Bu bahalık güzellerin soyu mu?

Gülü vereceğin benden iyi mi?

Kalkıp gidip o yâri bir görmeli.



Evlerinin önü kerpiç aralık,

Yine akşam oldu, çöktü karanlık.

Biz de aldık ondan beş on paralık,

Top top edip güzellere vermeli.



Has derdin de Karac'oğlan, has derdin,

Aramızda acı poyraz estirdin.

Bir gül için bu garibi küstürdün,

Önü sonu, canı cana sarmalı.



Karacaoğlan şiirleri

İncele !

Kölelik ayaklarımızın altında…!

50 dolara insanların alınıp satıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyayı, insanı, içimizdeki karanlık yandan ibaret sayanlar üretti. Biz böyle bir dünyada yaşamaktan utanıyoruz. Modern köleliğin olmadığı bir dünya mümkündür, biz bu dünyanın rüyasını uyanıkken de görmek istiyoruz.


stanbul’un en işlek semtlerinden birisi. Ülkemizde sadece sekiz saat kalacak yabancı turizm acentelerinden birisine giriyor ve şu soruyu soruyor: “Bir kız satın almak istiyorum, bana yardımcı olabilir misiniz?” Soru hiç garip karşılanmıyor. Hemen birkaç telefon görüşmesi yapılıyor ve yabancının isteğini karşılayacak süreç başlıyor. Aynı yabancının Bükreş’teki benzer isteği ise İstanbul’daki kadar uzamıyor. Gördüğü muameleden tir tir titreyen bir engelli kadın getiriliyor, buna karşılık istenen ikinci el araba fiyatından daha az bir miktar. Haiti’de aynı talep çok daha hızlı karşılanıyor. Teklif edilen dokuz yaşında bir kız çocuğu. Fiyat ise sadece 50 dolar. Hindistan’da üç nesildir karın tokluğuna köle olarak çalıştırılan adama göre pahalı ama… Yine aynı bölgede açlık korkusu ile oğlunu satan kadına göre de ucuz sayılmaz sonra...*

Ne kadar farkındasın bilmem ama böyle bir dünyada yaşıyoruz. İnsanın hala bir meta gibi alınıp satıldığı bir dünya burası… Sana gözlerinin hayretle açılmış olduğunu farz ederek yazıyorum. Gözlerin kocaman, değil mi? Yüreğinde sıkışma var, değil mi? Bunu ümit etmek istiyorum. Bu tabloyu normal görmemelisin. Bu sıradan bir şey değil, kardeşim. Bunu sıradan görmemelisin. Yumrukların sıkılmalı farkında olmadan. Dişlerin gıcırdamalı. “Ne oluyoruz” demelisin. Başını ellerinin arasına alıp düşünmelisin…

Biz zaten bunun için geldik dünyaya, biliyor musun? Düşünmek, akletmek ve harekete geçmek için… Bize, kim olduğumuzu, bu dünyaya niye geldiğimizi ve buradan nasıl gitmemizi öğreten kitabımız, bakıp, görüp, ibret almamızı istiyor. Şahitler olmamızı istiyor. Kitabı gönderenin ve kitabı bize bildirenin yeryüzündeki şahitleri olmalıyız. Şahitlik, görmek, duymak, idrak etmek, sonra da tasdik etmek demek… Ne gördün, ne duydun, neye şahit oldun, bir baksana! Nasıl bir tabloya şahit olduğunun ve bunun ne anlama geldiğinin farkında mısın?

Böyle bir dünyada yaşamaktan utanmalısın, kardeşim. Biz böyle bir dünyada yaşayalım diye gelmedik. Biz insanın insana köle olmadığı/yapılmadığı bir dünya kurmak için geldik. Evet, biz dünyayı yeniden kurmak için geldik dünyaya. Halife olmak, vekil olmak bu, biliyor musun? Allah adına, Allah için, Rabbani işler yapmak demek halifelik… O’na naip olmak demek… O’nun adına, O’nun yarattıkları üzerinde tasarrufta bulunmak demek… Biz bunun için geldik dünyaya. O’nun istediği gibi yaşayalım ve O’nun istediği gibi yaşatalım diye… İyilik hâkim olsun, kötülük kalmasın diye… Dünya adaletle yönetilsin, insanlar sadece Rabbe kulluk etsinler diye… Kullar, kullara, hazza, paraya, makama, mevkiye, statüye kul olmasınlar diye…

Sana darmadağınık olduğun ümidiyle yazıyorum bu yazdıklarımı. Okudun, şahit oldun ve darmadağın oldun değil mi? Bunu ümit edebilmeliyim. O kadar da kötü değiliz; o kadar umarsız, o kadar aman sendeci değiliz, biliyorum. Biliyorum sen oradasın ve beni anlıyorsun. Bunu biliyorum, çünkü kendimi bilmiyor değilim. Ben bu zamanın çocuğuyum. Tıpkı senin gibi… Ortalıkta dolaşan sevinçlerden, üzüntülerden, dertlerden, ümitlerden bağımsız bir hayatım olmadı benim… Ama vazifemin şahitlik olduğunu da bildim ben. İyiliği yaymak, kötülüğü engellemek gibi bir görevimin olduğunu da öğrendim. Adına dava denilen, Allah’ın ismini, isimlerin, cisimlerin ve tüm kesimlerin üstüne çıkartmak görevinin, boynumun borcu olduğuna iman ettim. Seninle bu satırlarda buluşuyorsam, biliyorum ki beni duyuyorsun, oradasın ve anlıyorsun. Sana bu ümitle sesleniyorum ve biliyorum ki sen orada oldukça ümit bitmez.

Sana bu zamanın bir çocuğu olarak sesleniyorum, bu zamanın sözlerinden başka heybemde ne var ki? Sana yeni ne söyleyebilirim ki? Evet, görmek istemediğimiz ve fakat gerçek bir tablo sundum nazarına. Ne yapmanı bekliyorum peki? Bir şey yapmanı bekliyor muyum? Koca koca, deve dişi gibi, lacivert takımlı, kırmızı kravatlı adamların, vicdana giden bağlantıları kurum bağlamış afilli kurumların yapamadığını senden mi bekleyeceğim? Beklentilerimi, klişelerin, köhne sınıflandırmaların ve basit tasniflerin sıradanlaştıran, doğmadan öldüren, başlamadan bitiren hesapçılığına feda etme korkusu içerisinde şunu ifade edeyim ki senden hep daha fazlasını bekledim. Hep daha fazlasını: Bu zamanın ötesinde, birlikte oluşturacağımız bir zamanın rüyasını hiç unutmayacaksın, biliyorum. O rüyayı gördüğün uykuyu hayatın yap, o uykudan hiç uyanma! Sana yeni bir şey söyleyemem belki ama yeni bir dünya tasarlamalıyız dediğimde eski ya da mevcut bana ne diyebilir ki? Şüphesiz biz bu zamanın çocuklarıyız, şüphesiz yaşamak istediğimiz dünyamızın tohumları bu zamanda atılacak. Ama biz rüyası, davası, derdi olanlar, hep farklı olacağız, farklı kalacağız. İçimizde hep bir değişme ve değiştirme direnci olacak. Böyle gelmiş, böyle gider demeyeceğiz. Dünyanın ve bu kirli düzenin değişmesini gerektiğine dair o irademiz hep diri kalacak. Aşkımız, imanımız, sevgimiz kadar öfkemiz, buğzumuz ve nefretimiz olacak. “Adam sen de aldırma geç, git” demeyeceğiz. Sevdiklerimiz kadar sevmediklerimizle, istediklerimiz kadar istemediklerimizle ayakta kalacağımızı unutmayacağız.

Yaşamak istediğimiz dünyayı önce içimizde, zihnimizde, gönlümüzde kuracağız. İçini imar edemeyenlerin dışarıya verecekleri bir şey yoktur. Yaşamak istediğimiz dünyada istemediklerimizi önce içimizde, zihnimizde ve gönlümüzde ıslah edeceğiz. İçini ıslah edemeyenlerin dışarıda düzeltecekleri bir şey yoktur.

Evet, 50 dolara insanların alınıp satıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünyayı, insanı, içimizdeki karanlık yandan ibaret sayanlar üretti. Biz böyle bir dünyada yaşamaktan utanıyoruz. Modern köleliğin olmadığı bir dünya mümkündür, biz bu dünyanın rüyasını uyanıkken de görmek istiyoruz. Dünya benimdir, dünya bizimdir, dünyanın gidişatından ben sorumluyum, biz sorumluyuz diyenler modern kölelik meselesini de gündemlerine almalıdırlar.

Kölelik ayaklarımızın altında…

* Tüylerimizi diken diken eden bu tabloları gözümüzün önüne seren Ben Skinner isimli Kanadalı bir gazeteci. Yaşadıklarını “Vahşi Bir Suç: Modern Zamanların Köleliği ile Yüzleşmek” (A Crime so Monstrous: Face-to-Face with Modern Day Slavery) adlı kitapta kaleme almış.



Mehmet Lütfi Arslan


İncele !

Mehmet Akif Gözüyle Japonlar


Sorunuz, şimdi, Japonlar da nasıl millettir?
Onu tasvire zafer-yâb olamam, hayrettir!

Şu kadar söyleyeyim: Din-i mübinin orada,
Ruh-u feyyazı yayılmış, yalınız şekli: Buda.

Siz gidin, saffet-i İslam’ı Japonlarda görün!
O küçük boylu, büyük milletin efradı bugün,

Müslümanlıktaki erkan-ı sıyanette ferid;
Müslüman denmek için eksiği ancak tevhid.

Doğruluk, ahde vefa, va’de sadakat, şefkat;
Acizin hakkını i’laya samimi gayret;

En ufak şeyle kanaat, çoğa kudret varken;
Yine ifrat ile vermek, veren eller darken;

Kimsenin ırzına, namusuna yan bakmayarak,
Yedi kat ellerin evladını kardeş tanımak;

“Öleceksin!” denilen noktada merdane sebat;
Yeri gelsin, gülerek, oynayarak terk-i hayat,

İhtirasat-ı hususiyyeyi söyletmeyerek,
Nef-i şahsiyi umumunkine kurban etmek.

Daha bunlar gibi çok nadire gördüm orada.
Ademin en temiz ahfadına malik bir ada.

Medeniyyet girmiş yalınız fenniyle.
O da sahiplerinin lahik olan izniyle.

Dikilip sahile binlerce basiret, im’an;
Ne kadar maskaralık varsa kovulmuş kapıdan!

Garbın eşyası, eğer kıymeti haizse yürür;
Moda şeklinde gelen seyyie gümrükte çürür!

Gece gündüz açık evler, kapılar mandalsız;
Herkesin sandığı meydanda, bilinmez hırsız.

Ya o mahviyyeti insan göremez bir yerde.
Togo’nun umduğumuz tavrı mı vardır? Nerde.

“Gidelim!” der, götürür! sonra gelip ta yanıma;
Çay boşaltırdı ben içtikçe hemen fincanıma.

Müslümanlık sanırım parlayacaktır orada;
Sâde, Osmanlı’ların gayreti lazım arada.

Misyonerler, gece gündüz yeri devretmedeler,
Ulema, vahy-i İlahiyi mi bilmem, bekler?

(Mehmet Akif Ersoy)

İncele !