Aşk Şiirleri

Aşk Sözleri

Güzel Sözler

Seni Seviyorum

Şiir Dinle

şiir sitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir sitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dadaloğlu Hayatı ve Şiirleri




19'uncu yüzyılda yaşadı. Asıl adı Veli. Türkmen aşıklarının önde gelenlerinden. Kul Mustafa mahlasını kullanan Aşık Musa'nın oğlu. Az da olsa eğitim aldı. Avşar beylerinden Küçük Alioğlu ile Kozanoğlu'nun yanında imamlık, katiplik yaptı. Şiirlerinde göçerlik koşullarını, döneminde orta Anadolu'da hüküm süren aşiret kavgaları ve aşiretlerin Osmanlı ile savaşlarını yansıtır. Dili Anadolu Türkmen boylarının kullandığı halk Türkçesidir. Asıl ününü kavga türküleri ile yaptı. Yüz kadar şiiri sözlü kaynaklardan derlenerek günümüze kadar ulaştı.

ASLIMI SORARSAN AVŞAR SOYUNDAN

Aslımı sorarsan Avşar soyundan

Ayrı düştüm aşiretten beyimden

Pınarbaşı'ndan da beş yüz evinen

Çıkıp da cana kıyanlardanım

Çekerim çileyi böyl'olsun bugün

Alırım mı sandın şol Kozan Dağın

Biz bir kurt idik de Bozoklu köyün

Ürkütüp sürüsün yiyenlerdenim

Dadaloğlum der de böyle olmazdım

Gördüğüm günlerin birini görmezdim

Kavga kızışınca geri durmazdım

Meydanda kardaşa kıyanlardanım

******************************************

HER SABAH SEYRAN GEZERKEN

Her sabah, her sabah seyran gezerken

Iras geldim selvi boylu fidana

Top top olmuş kirpikleri bölünmüş

Hoş benzettim samur kaşlar kemana

Al yanağın elmas m'ola kar m'ola

Capraz vurmuş düğmeleri dar m'ola

Acep mislin şu cihanda var m'ola

İnsem gitsem Hindistan'a Yemen'e

Eliftir kirpiği İra'dır kaşı

Bu güzellik sana Mevla bağışı

Arasam cihanda bulunmaz eşi

Hiç mislin gelmemiş devr-i zamana

Dadaloğlum der de, hûbların hası

Ferhat'ın Şirin'i Mecnun Leyla'sı

Aklım eğlencesi gönlüm yaylasi

Bir yel esti başımdaki dumana

******************************************

KALKTI GÖÇ EYLEDİ AVŞAR ELLERİ

Kalktı göç eyledi Avşar elleri

Ağır ağır giden eller bizimdir

Arap atlar yakın eder ırağı

Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

Belimizde kılıcımız Kirmani

Taşı deler mızrağımın temreni

Hakkımızda devlet etmiş fermanı

Ferman padişahın, dağlar bizimdir

Dadaloğlu'm birgün kavga kurulur

Öter tüfek davlumbazlar vurulur

Nice koçyiğitler yere serilir

Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir

******************************************

YEDİ İKLİM DÖRT KÖŞEYİ DOLANDIM

Yedi iklim dört köşeyi dolandım

Meğer dünya her tarafta bir imiş

Ben dünyayi Al'Osman'ın sanırdım

Meğer dünya yüz sultanlık yer imiş

İrili ufaklı insan piç oldu

Onlar doğdu geçinmesi güç oldu

Altı Arap atı şahbaz nic'oldu

Mamur sandım yalan dünya çürümüş

Okuduğun tutmaz oldu alimler

Kalktı da adalet arttı zulümler

Terlemeden mal kazanan zalimler

Can verirken soluması zor imiş

Kulak verdim dört koşeyi dinledim

Meğer gıybetimi eden coğ imiş

Çok yaşayıp mihnet ile ölmeden

Az yaşayıp dem sürmesi yeğ imiş

Dadaloğlu'm der ki sözüm vasiyet

Benim sözümü dinleyene nasihat

Besmelesiz kazanılan piç evlat

O da dünyada ziyankar imiş

******************************************

YİNE TUTTU GAVUR DAĞ'IN BORANI

Yine tuttu Gavur Dağ'ın boranı

Hançer vurup açarlardı yaramı

Sana derim Mıstık Paşa ereni

İçindeki bunca beyler nic'oldu

Sabahaca kandilleri yanardı

Soytarılar fırıl fırıl dönerdi

Ha deyince beşyüz atlı binerdi

Sana inip konan beyler nic'oldu

Ağlayı ağlayı Dadal'ım söyler

Vefasız dünyayı şu insan n'eyler

Bir yiğidi bir kötüye kul eyler

Şimd'en sonra yaşaması güç oldu

******************************************

YÜCE DAĞ BAŞINDA KAMBER TAY OLUR

Yuce dağ başında Kamber tay olur

Korkarım ki emeklerim zay'olur

Sevda sevda derler üç beş ay olur

Bizim sevda senesini doldurur

Arkını yaptım da suyu akmıyor

Kahpe felek hiç yüzüme bakmıyor

Çok yuva bekledim cücük çıkmıyor

Boş yuva bekleyen yoz kuşa döndüm

Şu felekle bir oyuncak oynadım

Oynadım da oyunumda yenildim

Farzını kıldım sünnetinde yanıldım

Beş vakit namazı kılmışa döndüm

Der Dadaloğlum da nedip n'etmeli

Sözlerimi birem birem tutmalı

Mirasçıya kalacak malı n'etmeli

Üç beş oğlan olmadıktan gerü

******************************************

SANA DERİM HASAN KALESİ

Sana derim Hasan Kalesi sana

Alt yanında döğüş oldu, yön oldu

Yiğit olan yiğit çıktı meydana

Koç yiğitler arap ata bin oldu.

Akşamki gördüğüm şu kara düşler

Hesaba gelmedi kesilen başlar

Eyerlen atımı küçük kardaşlar

Hünkâr tarafından bize gel oldu.

Akşamınan ikindinin arası

Aldı beni şu düşmanın yarası

Ecel geldi ölmemizin sırası

Ağladı el-oba gözü kan oldu,

Dadaloğlu'm der ki belim büküldü

Gözümün cevheri yere döküldü

Üçyüz atlı ile cenge çıkıldı

Yüzü geldi iki yüzü dön oldu.

******************************************

ILGIT ILGIT SEHER YELİ ESİYOR

Ilgıt, ılgıt seher yeli esiyor

Gâvur dağlarının başı dumanlı.

Gönül binmiş aşk atına aşıyor

Bire beyler cünunluğun zamanı mı?

Aşağıdan iskân evi gelince

Sararıp da gül benzimiz solunca

Malım mülküm seyfi gözlüm kalınca

Kaypak Osmanlılar size aman mı?

Aşağıdan iskan evi geliyor

Bezirgânlar koç yiğide gülüyor

Kitabın dediği günler oluyor

Yoksa devir döndü âhir zaman mı?

Aşağıda akça çığın ötünce

Katar başı mayaların sökünce

Şahlan ferman Türkmen ili göçünce

Daha da hey Osmanlı'ya aman mı?

Dadaloğlu'm sevdası var başımda

Gündüz hayalimde, gece düşümde

Alışkan tüfekle dağlar başında

Azrail'den başkasına aman mı?

******************************************

KOŞMA

Çıktım yücesine seyran eyledim

Cebel önü çayır çimen görünür.

Bir firkat geldi ki coştum ağladım

Al yeşil bahçeli Kaman görünür.

Şaştım hey Allah'ım ben de pek şaştım

Devrettim Akdağ'ı Bozok'a düştüm

Yozgat'ın üstünde bir ateş seçtim

Yanar oylum oylum duman görünür.

Biter Kırşehir'in gülleri biter

Çığrışır dalında bülbüller öter

Ufacık güzeller hep yeni yeter

Güzelin kaşında keman görünür.

Gönül arzuladı Niğde'yi, Boru

Gün günden artmakta yiğidin zârı

Çifte bedestanlı koca Kayseri

Erciyaş karşısında yaman görünür.

Dadaloğlu'm da der zatından zatı

Çekin eyerleyin gökçe kır atı

Göçmek değil bizim ilin muradı

Ak yâre gitmemiz güman görünür.



Dadaloğlu Osmanlı Devleti'nin Anadol  Türkmenlerini iskân politikasına tepki olarak doğmuş isyanlarda yer aldığı anlaşılan tanınmış bir Halk ozanıdır. 18. yüzyılın son çeyreğinde doğup 19. yüzyılın ortalarında öldüğü bilinmektedir. Doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber eldeki kaynaklar 1785-1868 tarihlerini göstermektedir. Dadaloğlu, Güney illerinde dolaşan ve Toros dağlarında Kozan, Erzin, Payas yörelerinde yaşayan göçebe Türkmenlerin Avşar boyundandır.

Yaşamı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız Dadaloğlu’nun şiirleri yazılı kaynaklar aracılığıyla değil, sözlü gelenek sayesinde bugüne ulaşmıştır. Asıl adı Veli olan ve Türkmen-Avşar aşıklarının önde gelenlerinden biri olan Dadaloğlu, Kul Mustafa mahlasını da kullanan Aşık Musa’nın oğludur. Az da olsa eğitim almıştır. Daha çok Gavurdağı ve Ahır Dağı yörelerinde yaşadı. Çukurova'yı, Toroslar'ı, Orta Anadolu'yu dolaştı. Şiirlerinde göçerlik koşullarını, döneminde orta Anadolu’da hüküm süren aşiret kavgaları ve aşiretlerin Osmanlı Devleti ile savaşlarını duru ve yalın bir dille yansıttı. Dili Anadolu Türkmen boylarının kullandığı halk Türkçesiydi. Dadaloğlu Anadolu'nun halk şiiri geleneğine damgasını vurmuş en önemli sanatçılardan biri olmuştur.

Osmanlı Devleti'nin göçebe olan Avşar, Karsantı, Sırkıntı, Bozdoğan, Kırıntı, Berber, Menemenci gibi Türkmen aşiretlerini yerleşik hayata geçirmek için verdiği uğraş, yer yer başkaldırılara ve çatışmalara neden olmuştur. Dadaloğlu'nun şiirleri, yerleşik yaşama geçmek istemeyen Türkmen aşiretlerinin çığlığı ve sözlü tarihi sayılabilir.

Dadaloğlu, asıl ününü kavga türküleri ile yaptı ama duygu ve aşk konularını da aynı başarıyla işledi. Yüz kadar şiiri sözlü kaynaklardan derlenerek günümüze ulaştı. Bu derlemeleri Cahit Öztelli, Taha Toros, Haşim Nezihi Okay, Ahmet Z. Özdemir ile Saim Sakaoğlu yayınladı. Diğer 19'uncu Yüzyıl halk ozanlarından iki noktada ayrılır. Kent yaşamından uzak kaldığı için şiirlerinde hep göçerlik ortamını yansıttı. Diğer yandan yine kentte bulunmayışı nedeniyle çağdaşı halk ozanlarında sık rastlanan divan şiirine yakınlık onda hiç görülmez. Karacaoğlan'ın aşk ve doğa şiirlerindeki üstün yeteneği ile, Köroğlu'nun yiğit ve kavgacı anlatımını birleştirir.

Muharrem Ertaş ve Neşet Ertaş Dadaloğlu'nun eserlerinden faydalanmışlardır. Biter Kırşehir' in Gülleri Biter adlı türkünün söz yazarı olması, mezarının Kaman' da bulunduğunun bir ispatıdır.

İncele !

Bazı Yürekler Tutkulu Aşk

Yüreklileri daracık bazılarının…… Ne sevgi sıgıyor icine………. Nede insanlık …. Firdevs-i Ala

İncele !

Güle Güle Aşkim Şiiri

Hadi öyleyse güle güle Ne güzel bir güzellik ki biz birbirimize veda ederken ”Gül’e Gül’e” deriz. Meger bu Muhammed’e Muhammed’e git demekmis. Nereye gidersen git Gül’e git.. Nerede yürürsen yürü, Gül’e (S.A.V) giden yoldan yürü.. Hadi öyleyse GÜL’E GÜL’E..

İncele !

Verdiğim sözden geri dönemem

İçim bir cehennem patlar kudurur Güllerim dalında açmadan kurur Bir zalım kalbimden hançerin vurur ,,,Mahşeredek davam sürer sönemem ,,,Ben verdiğim sözden geri dönemem İçten yanar beden külleri sönmez Anladım ki artık gidenler dönmez Aşık ölür amma maşuk’u görmez ,,,Mahşeredek davam sürer sönemem ,,,Ben verdiğim sözden geri dönemem Başladı kar boran savrulmaz harman Yoruldu bedenim kalmadı derman O yâr katlimize eylemiş ferman ,,,Mahşeredek davam sürer sönemem ,,,Ben verdiğim sözden geri dönemem Yeter ey vicdansız bu kadar yeter Yıkık gönül evim baykuşlar tüner Bak şu hallarıma ettin bin beter ,,,Mahşeredek davam sürer sönemem ,,,Ben verdiğim sözden geri dönemem Yağdırdın zamansız doluyu karı Tükenmez DURAK’ın gamı efkârı Bunca acılardan benzim sapsarı ,,,Mahşeredek davam sürer sönemem ,,,Ben verdiğim sözden geri dönemem Durak YİĞİT

İncele !

Kontrol Hep Sende Aşkim

sende,
bu gözler varken
kontrol de sende..!
bende,
bu aşk varken
buton hep sende..!
bak güzelim bak,
yüreğim yansın…
bas güzelim bas,
benliğim yansın…
sende
bu diller varken
kontrol de sende..!
bende
bu aşk varken
buton hep sende..!
söyle güzelim söyle,
yüreğim yansın…
bas güzelim bas,
benliğim yansın…
sende
bu haller varken
kontrol de sende..!
bende
bu aşk varken
buton hep sende..!
yürü güzelim yürü,
yüreğim yansın…
bas güzelim bas,
benliğim yansın…
Fikret Turhan

İncele !

Kibrit Kutusu Resimli Şiir

Eskiden, Yani.., Ben çocukken… Sen çocukken… Aşkımızın, Falına bakardım Kibrit kutusunda… Ben… İki çubuk seçerdim, İçlerinden… En nazlısı sen… En civanı ben… Kibrit kutusunun İki ucunda, Yan yana durur.. Yanmayı beklerdik, Senle ben… Alevler, Sarardı bedenimizi… Önce, Başlarımız eğilir, Bedenlerimizle Dönerdik birbirimize… Benle sen… Falım, Çıktı diye… Deliye dönerdim Ben… Fikret Turhan

İncele !

Bulut yağmur ve aşk

bulut.., sanki bir perde… rüzgar onu serdiğinde, yağmur yoğunlaşırdı yüreğimin içinde… yağmur.., sanki bir oyun… rüzgar onu sergilediğinde, aşk yoğunlaşırdı gözlerimin içinde…. Fikret Turhan

İncele !

Bedenin Yükü - Resimli Şiirler




Bedenin Yükünü Ayaklar Taşır,



Ruhun Yükünü Yürekler...



Can Yücel



Sesli Şiir Vakti





İncele !

Ziya Gökalp'in Mektubu Sesli Şiir Dinle

Sesli şiirlerler olarak bu geceye özel olarak sizlere sesli mükemmel bir şiir paslıyoruz. Umarız şiiri beğenirsiniz.



Ziya Gökalp'in Mektubu

Seslendiren: Ahmet Şafak

Sesli Şiirler








Ziya Gökalp'in Mektubu



Sevgili Vecihem bu hafta yine mektup alamadım 

Fakat gazetelerde mecmualar geldi 

Bu kağıtlarda benim için mektup yerine geçiyor 

Bana hepinizin kokusunu getiriyor 

Bunları görünce sıhhat haberinizi almış oluyorum 

Ben sıhhatliyim.. 

Sadece aklım sizde 

Lakin ne çare sabretmek lazım 

Böyle zamanlara Allha tevekkül etmek 

İnsanın imdadına yetişiyor 

Bir müslümana göre Allah varken keder yoktur 

Türk Allah Kerim'dir demekle 

Her türlü vesveseden uzak yaşar 

İşte bende bir müslüman gibi bir Türk gibi 

Allah'ın inayetine güvenerek 

Kendi kendimi teselli ediyorum 

Sevgili Zevce'm ben burada kendimi Diyarbakır'da sanıyorum 

Fis kayası gibi yüksek mevkideyiz 

Karşımızda deniz karanın içine girmiş bir ırmak kadar ince 

Diyarbakır'daki çayı andırıyor 


Irmağın ötesinde bir köy var ki Kıtırbıl'a benzer.



Sabah akşam köylülerle hayvan sürüleri bu denizi ayaklarıyla geçerler. 

Diyarbakır'dan kıtırbıl'a nasıl geçilirse bu taraftan da karşı yakaya öyle geçilir. 

Yalnız burada kelek yok. 

Karşı yakanın sağ tarafında bir köy var ki Diyarbekir'in sati köyüne benzer sol taraftaki köy de Sümbüllü'yü andırır. Bazı da karşımda Dicle'yi, bostanları, kıtırbıl'ın arkasındaki yamaçları görüyorum. 

Sanki fis kayasının üstündeyim. 

Etrafıma baktıkça Diyarbekir'i, oradaki evimizi, evimizdeki bahtiyarlığımızı hatırlıyorum. 

Sevgili zevcem, bu ayrılığın çilesi yakında bitecek. gündüzden sonra gece, geceden sonra gündüz gelir. 

Yuva saadetini yuvasından uzak düşmüş garip kuşlara sormalı. Dünyada vatan sevgisinden sonra en tatlı duygu yuva sevgisiymiş. 

Bıldırcın katarlarının dönüşü gibi elbette bir gün biz de bu hicretten döneceğiz. 

O zaman mesut yuvamızda yine bir çift güvercin gibi sevgili yavrularımızın tatlı cıvıltılarını dinleyeceğiz. 

Ben allah'tan yalnız iki şey istiyorum: 

Yurdum mesut olsun, yuvam bahtiyar. 

Çocuklarımızı benim için öp! senin dudakların benim dudaklarımdır. 

Bu bayram hürmetine inşallah yine o güzel günlere kavuşacağız sevgili vecibe'm. 



Diyarbakır etrafında bağlar var bağlar var 

Fitil işler yüreğimde yara var aman 

Sen gidersen benim başka kimim var kimim var 

İsteremki bir gün evvel gelesen aman 



Öldüm bittim eridim tutuştum aman 

O senin aşkın elinden bayıldım aman 

Sesin aldım yüzünüde gördüm ayıldım aman 



Öldüm bittim eridim tutuştum aman 

O senin aşkın elinden bayıldım aman 


Sesin aldım yüzünüde gördüm ayıldım aman








Ziya Gökalp'in Asker Duası



Yolumuz gaza, sonu şehâdet

Dinimiz ister sıdk ile hizmet

Anamız vatan, Babamız millet

Vatanı ma'mur eyle Yârabbi!

Milleti mesur eyle Yârabbi!






İncele !