Aşk Şiirleri

Aşk Sözleri

Güzel Sözler

Seni Seviyorum

Şiir Dinle

en güzel aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
en güzel aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Vatan sevgisi resimli anlamlı söz bayraklı



Vatanımı Seviyorum

Mevzu Bahis 

VATANSA

Gerisi Teferruattır...

İncele !

Sevgiliye Güzel Anlamlı Söz Gifi


Günaydın Gece

Gece dinleniyor uykuları salıver

Bu yoldan geçtim, ürkek, karanlık

Arkamda bir tek tanık..

Ay ışığında gölgem..



Gel uykularımda böl ışığı

Uyandır geceyi

Salıver gölgemi,

Uyandır Beni..

Günaydın Gece



İrfan Cebeci

İncele !

Sevgiliye Anlamlı Söz Resimli Mesajı



Ey sevdiğim bir çiçeğe
Dokun ki yansın yüreğin
Aşka yanmış bir yüreğe
Sokul ki yansın yüreğin

Usul usul ince ince
Yapraklara kar duşünce
Aç kolların bütün gece
Sarıl ki yansın yüreğin

Mor dağları aşa aşa
Ay doğunca baştan başa
Yanakta bir damla yaşa
Dokun ki yansın yüreğin
 

İncele !

Kelebek misalidir aşk yazılı anlamlı resim



Kelebek misalidir aşk;

Anlamayana ömrü günlük, Anlayana bir ömürlük!

(Nazım Hikmet Ran)

İncele !

Birini sevmek, Aşk Resimli Sözleri

type='html'>

birini sevmek yetmiormus
birini ozlemek yetmiyormus
askı
ben yanlış anlamışım

İncele !

Sevgiliye Aşk Sevgi resimleri



...ve bazen kocaman duygularını minicik bir "peki" ye sığdırırsın

İncele !

Divan Edebiyatında Mumla Konuşan İki Sevgili


.

Fuzuli’de Leyla’nın, Şeyhi’de Şirin’in Mumla Konuşmaları

ADNAN DURMAZ

.

BU ÇALIŞMANIN BÖLÜMLERİ:

.

1- FUZULİ’NİN LEYLA VÜ MEVNUN MESNEVİSİNDE LEYLA’NIN MUMLA KONUŞMASI BÖLÜMÜNÜN YORUMU

2- LEYLA MECNUN HİKÂYESİ ÖZETİ (İÇİNDE MECNUN’UN AŞK DERDİNDEN KURTULMAMAK İÇİN ETTİĞİ DUANIN AÇIKLANMASI)

3- EK–1- ŞEYHİ’NİN HUSREV İ ŞİRİN ‘İNDE, ŞİRİN’İN MUMLA KONUŞMASI HİTÂB KERDEN-İ ŞÎRÎN BE-ŞEM'

4- EK:2- Husrev i Şirin hikâyesinin özeti

5-EK: 3-TASAVVUFTA AŞK

6- EK–4-MESNEVİ HAKKINDA BİLGİ

.

FUZULİ’NİN LEYLA VÜ MECNUN MESNEVİSİNDE LEYLA’NIN MUMLA KONUŞMASI BÖLÜMÜNÜN YORUMU

.

Gel ey gözü bağlı bağrı dağlı

Başı karalı, ayağı bağlı

.

Yanan mumun üst kısmında oluşan eriyik sanki bir göz bağına benzetiliyor. Mumun bağrının ateşle dağlandığını belirtiyor, sürekli göğsünden aşağı, aktığı yerde iz bırakarak sıcak eriyik akmaktadır çünkü. Mum ayağı bir yere yapışmış olmasından dolayı, ayağı bağlı diyor ona. Fitilinin yanık ucundan dolayı da başı karalı olduğunu söylüyor. Türkçedeki ”Kara başım” deyimini çağrıştırıyor talihsizlik anlamında. Anlaşılan o ki, aşkının acısı içinde, derdini kimseyle paylaşamayan Leyla, çöl gecesinin sonsuzluğu içinde, çadırındaki yanan mumu bir insana benzeterek, onunla dertleşmektedir

.

Gel olalım hem-nefes men ü sen

Râz-ı dil-ı zarın eyle rûşen

.

Sen ve ben aynı nefesi alırcasına bütünleşip dertleşelim ey mum Şu ağlayan gönlünün sırrı neyse benimle paylaş, gel.

.

Ne dert seni nizâr ediptir

Alüfte vü zerd ü zar ediptir

.

Yandıkça erimektesin, eridikçe zayıflamakta, sararıp solmaktasın. Yandıkça sesler çıkıyor senden –mumun cızırtıları-; hangi derttir sana böyle ah çektiren Baştan ayağa nedir bu yanmak Dûd-ı dile dembedem boyanmak Başından başlayıp ayaklarına doğru sürekli yanıp, ağır ağır tükenmektesin; nedir bunun sebebi ey mum. Yanan gönlünün dumanlarına boyanmaktasın bir yandan da, buna sebep ne?

.

Ne cinstir aslın ey belâ-keş

Kim âb-ı hayatın oldu âteş

.

Bela, gam keder anlamına gelmektendir. Bela aynı zamanda, KALU Bela sözcüğündeki anlamıyla, evet, tabii ki anlamına da gelmektedir. Divan edebiyatında âşık için, sevgiliye dair her şey beladır. Bu anlamlar göz önüne alınınca, Mumun varlık nedeni yanmaktır. Mum yanmak için üretilmiş yaratılmıştır. İtiraz etmez o her şeye evet der; tutuşturursan yanar, üflersen söner. Ateş mum için yaşam nedenidir. Ateş olmasa mum var olmazdı. Aynı zamanda ateş mumun ölüm nedenidir de. Aşk acısı olmasa yaşaması mümkün olmayacak olan aşığa benzetiliyor mum burada

.

Her lahza düşersin ıstıraba

Hem ateşe garkasın hem âba

.

Her an acılar içinde yayan sensin ey mum. Bir yandan ateşler içindesin bir yandan da sular içindesin. Yandıkça eriyip sıvılaşan mum için su sözcüğünü kullanmış burada şair. Bu haliyle de mum, aşk ateşiyle yanan ama bir yandan da gözyaşı döken aşığa benzetiliyor.

.

Ne sihr kılarsın ey seher-rîz

Kim âteşin âbdan olur tiz

.

Sabahın en erken zamanında mum sönmüş oluyor. Âşıklar herkesin uyuduğu sabahın erken saatlerinde uyanık olurlar. Her yanışında önce ateşle başlıyor acısı, önce tutuşması gerek ki, sonra eriyip sıvı hale gelsin. Önce aşka düşüp yanar, sonra da ağlar âşıklar.

.

Hem suhteden hem olma gafil

Mende dahi var bir gam-ı dil

.

Sen aşk derdiyle yanarken, benim de gönlü kederle yanan birini de bilmelisin. Derdi ortak olanlar birbirini bilir. Mum Leyla’nın yüzünü aydınlatınca aynı zamanda onun da kendisi gibi bir dertten yandığını görmüş olması gerekir. Mum ışığı olmazsa karanlıkta Leyla görülemez. Mum yanınca da ilk görmesi gereken, o an onunla dertleşen Leyla olmalıdır.

.

Men hem sana benzerem vefada

Belki nice mertebe ziyade

.

Belki senden daha fazla vefalıyım. Ben de senin kadar vefalıyımdır. Verdiğim aşk sözünde durur, bunun karşılığı olarak payıma düşen acıyı seve seve yaşarım. Hatta senden daha da vefalıyım ben

.

Sen gece hemin yanarsan ey zar.

Men gece vü gündüzem giriftar

.

Sen yalnız geceleri yanarsın; ama ben gece gündüz yanarım. İşte asıl farkımız bu, ben daha çok yanıyorum aşktan.

.

Sende eser-i hevâ ziyandır

Nispet mana rahat-ı revandır

.

Sen aşkın ateşiyle yanıp tükeniyorsun ki bu kurtulmak oluyor. Yanmanın bittiği bir yer var; bu da gönül rahatlığı verir sana, nasıl olsa bitiş var. Ama benim yanışım hiç bitmeyecektir.

.

Hoştur sana sırrını döküp yaş

Meclisler içinde eylemek faş.

.

İnsanların akşamları toplanıp birlikte olduğu meclislerde, sen gözyaşları içinde sırlarını açıklayarak rahatlarsın bu da hoşuna gider

.

Gönlün çü değil vefada kaim,

Gönlündekidir dilinde daim

.

Gönlü aşkta vefalı olan sırrını kimseye dökmez, hatta dökemez. Senin gönlün vefalı değil aşkta ki, neyin varsa dilindedir, içinde olan dışında da görülebiliyor

.

Men sabit-i arsa-ı belâyam

Ney kimi hızâne-i hevâyam

.

Ben gam keder bela ortamından asla ayrılamam; çünkü aşk budur. Konuşmam ama bu aşkla inlerim yalnızca. Rivayete göre Hz. Muhammet İlahi aşk sırrını Hz. Ali’ye söylemiş. Bu sırrı taşıyamayan Ali ıssız bir yerde kör bir kuyuya söylemiştir. Kör kuyudan sular dışarı fırlamış ve oluşan sulak alanda yetişen kamışlardan Ney adı verilen çalgı yapılmıştır. Bu nedenle ney sesinin ilahi aşkı taşıdığı söylenir.

.

Olmam olur olmaz ile demsâz

Başım kesilirse söylemem râz.

.

Sen meclislerde her kim olursa onlarla birlikte olup, önüne gelene derdini döker, sırrını verirsin ey mum. Mum senin başını keserler arada, daha iyi tutuşursun yanarsın; benim başımı kesseler de asla kimseye sırrımı açmam

.

Derdim sana söyleyem gam-ı dil

Sende dahi tâb yok ne hâsıl

.

Elden ne gelir. Ben sana gönlümün derdini açayım istedim ama sende de derman yok, tükenmişsin.

.

Döymez ciğerin bu şerh-i râza

Ahım götürür seni güzâra.

.

Eğer ben sana içimdeki sırrı söylersem, benim aşk acıma senin kalbin dayanmaz, tümden yok olursun. Ahh ettiğim zaman tükenirsin. Burada “Ahh “ edince çıkan nefesin mumun alevini söndüreceğini söylüyor aynı zamanda

.

Her yâra bu derdi eyledim faş

Olmadı bu yolda bana yoldaş.

.

Ben hangi dostuma bu sırrı açıkladımsa bunu taşıyamadı, benden yolunu ayırdı. Sabr eylemedi bu derd ü dağa Katlanmadı düştü taşa dağa Bu aşkın hastalığına ve büyük yalnızlığına katlanamadı hangi dosta açtımsa sırrımı; dağlara taşlara düştü benim derdimden yanında senin hem urmayam dem ta kaçmayasın ırağa sen hem .Ey mum sana sırrımı açmayayım ki sen de uzaklara kaçma, karanlıkta kalmayayım şem’ün çü görürdü yok zebanı dem urmağa yoh yanında canı

.

Leyla sonunda mumun dilsiz olduğunu anladı onun yanında konuşmayı da gereksiz buldu

.

Fuzuli Leyla vü Mecnun Mesnevisinde bir yandan Leyla ve Mecnun’un aşkını, ayrılığını anlatırken, aynı zamanda Tasavvufi İlahi Aşkı da anlatmış oluyor. .

İncele !

Ahmed-i Xani'de İnsan ve Alem









Mem u Zin'in girişinden...






İnsanın kendisi hem karanlıktır, hem ışık;

İnsan hem yakındır sana, hem uzak.






Ne kadar evren çeşidi varsa,

Hepsi insan çeşidine tâbidir.






Hepsi muazzam bunca felek,

Hepsi muhterem bunca melek,






Dönüp dolaşan bu muazzam çark,

Bu göz kamaştırıcı gezgin saray,






Bunca yerler ve unsurları,

Bunca ârazlar ve cevherleri,






Bunca doyulmaz nimet ve değer,

Ve bütün yiyeceklerle giyecekler






Bunca aranan ve istenilenler,

Bunca arzu edilen ve sevilenler,






Hayvanlar, madenler ve bitkiler,

Arananlar, amaç edinilenler ve muradlar;






Hepsi bizim için işler haldedir,

Hepsi bizler için yük altındadır,






Gerçekten güzel ve parlak bir düzen

Düzenledin bizler için doğrusu sen!






Biz gafiller, tenbeller, günahkârlar,

Kötülük isteyen nefsimizle kayıtlıyız.






Gönlümüzde taşımıyoruz senin fikrini ve de zikrini,

Dilimizle de ödemiyoruz senin hamdini ve de şükrünü.






Hani, gönülden anmıyorsa eğer seni,

Allah'ım ona şükredici bir dil ver!



 

İncele !

Ölüm İçinde Aşk


Ölüm İçinde Aşk


Önce yaşamayı öğrendim
Dedem yaşardı çünkü
Bir kuş satıcısıydı dedem
Dedem, o gariban, o yoksul adam
O derin yaraların
Ayağına doktor bıçağı çektiği adam
Kesik ayağında aşk arardı
Göklere uçururken söyleşirdi kuşlarıyla
Hayatın ve aşkın kaynağı bilirdi onları
Zaten bir aşk çocuğuydu o
O aşktı ki yetim dedemin eline
Bey kızı kaçırmanın kamasını vermişti

Önce yaşamayı öğrendim
Annemden geriye kalan buydu çünkü
Bir soluk gibi tükenip gitti annem
Annem bir tan vaktinde
“Ah bu ölüm, bu erken çatan ölüm”
Diyerek süzülüp gitti
Saçlarımdan okşaması kaldı geriye
Sıcak kelimeler buz oldu, dondu ağzımda
Annemin soğuk ellerine yaslarken başımı
Bir çocuktum o zaman, bir cinayet çocuğu
Babamın bir anlık zevkinin ürünüydüm
Tıpkı aşk çocukları gibi anlamazdım
Ayrılıkların acılara gebe olduğunu
Sonra piştim ve öğrendim
Yaşamayı da böylece öğrendim

Önce yaşamayı öğrendim
Ninemin yoksulluktan öldüğünü gördüm çünkü
Kuş satarak geçindirecek kimsesi yoktu
Dedeme eşlik etmeyi bir aşk bildi o da
Koyuldu yoluna bir kaç gün sonra
Cennette buluşmaya gitti onunla
Aşkın sonsuzluğunda yanmaya, kavrulmaya

Önce yaşamayı öğrendim
Dişlerine karşı durmayı öğrendim hayatın
Bunu genç yaştaki amcam öğretti
Yedi çocuğunu sokak ortasında bıraktı çünkü
Elma diye taşları kemirirlerdi
“Muhtarım” derdi büyük oğlu
“Köyde eşitlik olmalı” derdi
Kimseler anlamazdı ne demek istediğini
Çünkü kimseler hissetmezdi onun yüreğindeki acıyı
Benim zengin babam da hissetmezdi
Günde beş defa servetiyle buluşurdu
Bir de duaları vardı babamın
Dua kitapları
Zengin olmaya, sağlıklı kalmaya dair

Önce yaşamayı öğrendim
Sonra eşlik etmeyi hayata
Bunu dedemden öğrendim
Yoksullukta aşk aramayı ondan öğrendim
Ondan öğrendim dirençli olmayı
Gülmeyi, eğlenmeyi, gezmeyi, dolaşmayı
Babamdan öğrendiklerim de vardı
Dünya malının sabun köpüğü gibi olduğunu
Bir damla suyun önünde yok olup gittiğini
Sonra yanlışlardan doğruları çıkarmayı
Hesabı, kitabı ve serveti
Bir nefeslik sevginin
Nice servetlere bedel olduğunu
Bunu da babamdan öğrendim
Babamın yarım kalmış hesaplarından


İncele !

Yürüyelim Seninle İstanbul'da





Kırmızıyı sevdiğini bilseydim

hayallerim kıpkırmızı olurdu



İstanbul hala güneşin ardında

ufuklarında birkaç kara leke

birkaç kan pıhtısı dudaklarında

İstanbul hala sevimli mi sevimli

ve hala bir tomurcuk tadında

yürüyelim seninle İstanbul'da



korkusuz bir rüyadır

bekler bizi Beykoz'da, Üsküdar'da

birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü

yenilgisiz bir muamma gibidir

arar bulusmayan ellerimizi

deli rüzgar yine sarhoş, hovarda



tam orada, Çamlıca yokuşunda

birkaç bulut çekelim gökyüzünden

damarlarımızdan geçirelim ve birden

bırakalım suların üzerine

sen bir defa konuş, sen bir defa gül

kumlu ebrular yapalım seninle

serpmeli ebrular, bülbülyuvası

hercaimenekşe, gonca ve sümbül



yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında

yürüyelim seninle İstanbul'da

boğaziçi magrur türkülerini

gözlerine baka baka söyleyin

martılar üşüyünce

denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi



anlayabilir misin

neden çıban gibi büyür bağrımda

büyürde kelebek olur bu sızı

kırmızıyı sevdiğini söyledin

bu yüzden mi günlerdir

İstanbul'da gül kokusu yayılan

tepeler kırmızı, sular kırmızı



İstanbul bilmeli ki, sahillerine

mehtabı taşıyan senin bakışlarındır

İstanbul bilmeliki, limanlardan gemiler

önce senin yüreğine açılır

uzaklarda bir yerde

toprağı öpmek için eğilen bahçıvanın

parmaklarında hüzün

sana doğru akan nehrin

ağlayan suretidir



bir elimizde umut

bir elimizde sevda

yürüyelim seninle İstanbul'da

musiki kesilsin, tükensin yazı

çaresiz kalınca mızrap ve şiir

ozan bir kenara bıraksın sazı

ressam fırçasına neden mi kızgın

tuvalde çizgiler, renkler kırmızı

kırmızıyı sevdiğini bilince

çekilir mi artık güllerin nazı



Anadolukavağı'nda her akşam

burcu burcu bir rüyadır hayalin

karanlık, hüznünü düşürür dağa

kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar

endamın her sabah iner toprağa



hasret, yanlızlığı çoğaltan deniz

ayrılık acıyla süzülür kandan

nefesin fermandır Topkapı Sarayı'nda

dönüşünü bekliyor rıhtımda şehzadeler

öylesine yorgun, mahzun ve candan



İstanbul bir yanımda, sen bir yanımda

uykusundan uyanınca fırtına

dalgalar türkümüze aşina olur

yüzümüze bakınca deniz fenerleri

sahibini arayan gemilerin

çığlığıyla vurulur



tarih heyelandır hainlerin ardında

İstanbul tarihin soylu anası

biz bu yürüyüşü çiğdemlerden almışız

sevdayı kız kulesi'nden

yalıların burukluğu altında

geçiyoruz sokaklardan delice



anlayabilir misin

beyoğlu'nda gezinen

hayal kırıklığının benden türediğini

anlayabilir misin

kırmızı neden böyle

doldurur aynalara inleyen yüreğimi



sana giden yolların kavşağında

bir adam direniyor izini bulmak için

siliyor tanyerine akan alın terini

ufkunda sapsarı umudun rengi

mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah

arıyor sessizce kaybolan günlerini



Gülhane'de simit satan çocuklar

nasıl anlasınlar ellerimizin

neden böyle çekingen olduğunu

Ayasofya önünde tramvay bekleyenler

gökyüzüne dokunurken bu acı

kimdir diye sorsunlar içlerinden

birlikte yürüyen iki yabancı



biz gitsek de, İstanbul'da yine de

yıllar yılı gezinmeli bu sızı

benden bir yaralı şiir kalmalı

senden bir tebessüm, bir de kırmızı

 

İncele !